TUR  ENG


ANA SAYFA HASTA BİLGİLENDİRME SAYFALARI    


İMMÜNİTE (Bağışıklık) NEDİR?
İMMÜN SİSTEM (bağışıklık sistemi) NASIL ÇALIŞIR ?
Hazırlayan: Prof. Dr. Aydan İkincioğulları

İmmünite yani bağışıklık, vücudun kendisine yabancı olan ve zarar vermeye çalışan mikroorganizma, allerjen, tümör antijeni gibi maddeleri tanıyarak etkisiz hale getirme ve/veya yok etme yeteneğidir. Bağışıklık, kan ve dokularda bulunan çeşitli hücreler ve moleküllerden oluşan immün sistem sayesinde yapılandırılır ve korunur.

İmmün sistem (bağışıklık sistemi) mikrobik hastalıklar (enfeksiyonlar) ve yabancı maddelere karşı vücudu koruyan bir savunma sistemidir.

 

Bağışıklık sistemi çeşitli hücre (lenfositler, nötrofil gibi) ve maddelerden (immünglobulin, kompleman gibi) oluşur. İmmün sistemi konu alan immüoloji, bilimin temel taşlarından birisini oluşturur.

Sağlıklı bireylerde yaşamsal öneme sahip savunma fonksiyonu gerçekleştiren immün sistem, başlıca doğal ve kazanılmış; sistemik ve mukozal olmak üzere farklı bölümlerden oluşur.

Doğal bağışıklık:

Vücuda yabancı ve zararlı kabul edilen her maddeyi, mikroorganizmayı, direkt saldırarak yok etmekle görevlidir. Harekete geçmesi için daha önceden o yabancı madde veya mikroorganizmayı tanıması gerekmez. Hızlı ve öncü yanıt oluşturmaya programlanmıştır.

Çeşitli hücre (Fagositer hücreler ve Doğal öldürücü-NK hücreler) ve serum elemanlarından (Kompleman sistemi gibi) oluşur.

Fagositer hücreler (nötrofil, eozinofil, monosit ve makrofajlar) mikroorganizmaları yutan, sindiren ve öldüren hücrelerdir.

Doğal öldürücü hücreler ise özellikle virüsle enfekte olmuş hücreleri ve tümör hücrelerini yok etme yeteneğine sahip hücrelerdir.

Kompleman sistemi, mikroorganizmaları öldüren ve diğer immün sistem hücrelerine yardım eden bir grup serum proteinine verilen isimdir. Kompleman eksiklikleri olarak adlandırılan bir grup Primer İmmün Yetmezlik (PİY) bu sistemdeki eksikliklerden kaynaklanmaktadır.

Kazanılmış bağışıklık:

Vücuda yabancı ve zararlı kabul edilen yeni bir maddeyle önce tanışmak sonra da yabancı (antijen) olarak algıladığında yanıt vermeye programlanmıştır. Oluşan immün yanıt özgün ve süreklidir. En önemli özelliği hafızası sayesinde o antijenle vücudun tekrar karşılaşması durumunda devreye daha hızlı girerek özgül bir immün yanıt oluşturmasıdır.

Burada görevli olan ana hücreler T ve B hücreleridir (T ve B lenfositleri olarak da bilinirler). T hücreleri; vücudun kendi hücreleri içine girmiş yabancı mikroorganizmalara saldırır ve diğer immün hücreleri bir araya toplayan, organize eden, “sitokin” adı verilen kimyasalları üretir. B hücreleri, spesifik mikroorganizmaları öldüren immünglobulinleri (veya antikorları) üretir ve fagositer hücrelerin çalışmasına yardımcı olur.

Kemik iliği ve Timus immün sistemin birincil dokularıdır. İmmün yetenekli hücrelerin tümü kemik iliğinde yapılır, olgunlaşır ve periferik kan adını verdiğimiz kan dolaşımımıza salınırlar. Bunlar arasında sadece T lenfositler Timus adı verilen dokuda ayrıca eğitilip gelişirler. Bir başka deyişle Timus T hücrelerin yüksek eğitim görerek olgunlaştıkları bir dokudur. İşte Timus daki bu eğitim sayesinde immün yanıtın oluşmasında en önemli rolü üstlenen T hücreler kendinden olan ile kendine yabancı olan antijenleri ayırt edebilirler.

Lenf bezleri, bademcikler ve dalak ise ikincil lenfoid dokulardır ve immün yanıt bu dokularda cereyan eder. Tüm bu doku ve organlar immünitenin sistemik bölümünü oluştururlar. Barsak ve akciğer dokularında da mukozal immün sistemin elemanları yerleşiktir.

Görüldüğü üzere İmmün sistem son derece geniş ve gelişmiş bir sistemdir. Normalde tüm eleman ve bölümleri topyekün, belli bir hiyerarşi ve denge içinde çalışır. Bu farklı hücreler ve elemanlar birbirleriyle etkileşerek ve çeşitli şekillerde birlikte çalışarak enfeksiyonlarla savaşırken, kanserlere karşı da koruma sağlar. İmmün sistemin bu farklı kollarının karşılıklı ve düzenli etkileşimi sonucu normal immün yanıt gelişir. Bağışıklık yeterli değilse ya da kaybedilirse, enfeksiyonlar, otoimmün hastalıklar ve kanserlerin gelişimine zemin hazırlanır.